Blog / Art Market News TR / 13 Nisan Sanat Haberleri

13 Nisan Sanat Haberleri

13 Nisan 2026 · 13 dk okuma · Art Market News TR
13 Nisan Sanat Haberleri


Johan Creten│ Pilevneli    

02.04.2026  –  09.05.2026


PİLEVNELİ, Johan Creten’in galerideki ikinci kişisel sergisini ve sanatçının sekiz yıl aradan sonra İstanbul’daki ilk sergisini sunuyor. Sergi, güç, dönüşüm ve kırılganlık temalarını; mahrem ile anıtsal olan arasındaki gerilim üzerinden ele alan yeni eserleri bir araya getiriyor.

Merkezde yer alan The Dead Fly için hazırlanan anıtsal model, çürüme ve yeniden doğuşla ilişkilendirilen sinek imgesini çok katmanlı bir memento mori olarak yorumluyor. Glory serisi ise seküler ve kutsal arasındaki güç temsillerine odaklanıyor.




Sergide ayrıca Odore di Femina serisinden yeni bir kadın torso heykeli ile, daha küçük ölçekli ancak etkisi güçlü Library Sculptures işleri yer alıyor. Bu eserler, sanatçının kamusal projeleriyle ilişki kurarken doğurganlık, doğa ve dişil güç temalarını öne çıkarıyor.

Sergiye eşlik eden üç film, Creten’in heykellerinin mimari ve kamusal alanlardaki varlığını görünür kılıyor. Bu bütünlük içinde sergi, sanatçının beden, mekân ve malzeme arasındaki ilişkileri araştıran pratiğini ortaya koyuyor.



Toprakaltı│Salt Galata

02.04.2026 - 03.05.2026


Onur Gökmen’in Toprakaltı başlıklı sergisi, Türkiye’nin yakın çevre tarihinde çoğunlukla arka planda kalmış kritik bir kırılma anına odaklanıyor: 1986’daki Çernobil Felaketi sonrasında Karadeniz çayında tespit edilen radyoaktif kirlilik.

Sanatçı, bu olayı yalnızca tarihsel bir veri olarak değil; bilim, medya ve kamusal söylem arasındaki gerilimli alan üzerinden yeniden ele alıyor. Çernobil’in ardından, aralarında sanatçının ebeveynleri İnci ve Ali Gökmen’in de bulunduğu Orta Doğu Teknik Üniversitesi bünyesindeki bilim insanlarının yürüttüğü araştırma, bölgedeki çayın radyasyonla temasını ortaya koysa da, resmî söylemler bu durumu uzun süre sınırlı ve zararsız bir mesele olarak sunmayı tercih etti. Süreç, raporların basına sızmasıyla görünürlük kazansa da, kamuoyuna yansıyan dil çoğunlukla çelişkili ve yüzeyseldi; bu durum, çayın hem maddesel hem de simgesel bir tanığa dönüşmesine yol açtı.




Toprakaltı (2026) filminden bir kare, Salt Galata


Sergi, bu tarihsel arka planı üç ayrı anlatı katmanı üzerinden kurguluyor. İlk bölüm, ODTÜ’deki araştırma sürecine odaklanan belgesel bir yapı sunarken; ikinci bölümde bir televizyon stüdyosu atmosferi içinde medya ve bürokrasi ilişkisi sorgulanıyor. Merkezde yer alan film, dönemin haber dilinden hareketle hem gerçeği hem de kurguyu iç içe geçirerek alternatif bir Karadeniz imgesi kuruyor. Enstalasyonun arka bölümünde ise Çernobil’in Türkiye’deki izlerini taşıyan fotoğraflar, bu iki anlatı arasında sızan görsel hafızayı oluşturuyor.


Gökmen’in yaklaşımı, radyasyonu yalnızca fiziksel bir olgu olarak değil; zaman içinde yayılan, görünmeyen ve toplumsal hafızaya yerleşen bir süreç olarak ele alıyor. Böylece sergi, çevresel tahribatın yavaş etkilerini ve bu etkinin politik, kurumsal ve bireysel düzeylerde nasıl algılandığını görünür kılıyor.


Proje, Salt Araştırma ve Üretim Destek Programı kapsamında, BBVA Foundation iş birliğiyle hayata geçiriliyor. Programın koordinasyonu Alâ Taleb tarafından yürütülürken; serginin editoryal sürecinde Ezgi Yurteri, program geliştirme tarafında Gülce Özkara yer alıyor. Tasarım ve prodüksiyon Emirhan Altuner imzası taşırken, mekânsal kurulum Eray Özcan ve OCD Museum Works tarafından gerçekleştiriliyor.

Sergi, Eureko Sigorta ve Jotun katkılarıyla izleyiciyle buluşuyor.



BAYKAM ON PICASSO “Les Demoiselles Revisited” │Piramid Sanat

26.03.2026 – 05.07.2026


Bedri Baykam’ın yeni sergisi, Pablo Picasso’nun 1907 tarihli Les Demoiselles d’Avignon eseri etrafında şekillenen uzun soluklu bir araştırma ve üretim sürecinin sonucu olarak izleyiciyle buluşuyor. İlk gösterimi 2025’te Paris’te gerçekleşen proje, İstanbul’da daha geniş bir seçkiyle devam ediyor.



Sergi, modern sanatın en önemli kırılma noktalarından biri olarak kabul edilen bu eseri yeniden düşünmeye açarken; kadın bedeni, temsil ve estetik anlayış üzerine süregelen tartışmaları güncel bir bağlama taşıyor. Baykam, Picasso’nun farklı kültürel etkilerle kurduğu ilişkiyi genişleterek, Mehmet Siyah Kalem üzerinden alternatif bir okuma öneriyor ve tarihsel referansı yeni bir görsel dile dönüştürüyor.

Paris’ten İstanbul’a uzanan bu proje, geçmiş ile bugün, merkez ile çevre ve sanat tarihi ile çağdaş üretim arasında çok katmanlı bir diyalog kuruyor. Sergiye eşlik eden yayın ve etkinlikler de bu düşünsel çerçeveyi derinleştirerek izleyiciyi daha geniş bir tartışma alanına davet ediyor.



Salt Galata │ Supercut ve Five Cuts Programları


SUPERCUT


Salt Galata, hareketli görüntü üzerinden hafıza ve arşiv kavramlarını yeniden düşünmeye açan Supercut programını başlatıyor. Program, arşivleme imkânlarının sınırlı olduğu durumlarda belleğin görüntüler aracılığıyla nasıl kurulduğunu ve yeniden üretildiğini araştırıyor.

Supercut, gösterimi yalnızca bir sunum değil; aynı zamanda bir hafıza üretim alanı olarak ele alıyor. Bu kapsamda film üretimi kadar izleme anı, bağlam ve kolektif deneyim de birer kayıt biçimi olarak değerlendiriliyor. Gösterimlerden söyleşilere ve araştırma süreçlerine uzanan program, farklı disiplinlerden katılımcılarla çok katmanlı bir yapı sunuyor.

Program, Gülce Özkara tarafından hazırlanırken, ilk ayağı Five Cuts, 4 Nisan’da Açık Sinema’da başlıyor.




FIVE CUTS


Evrim Kaya yürütücülüğünde gerçekleşen Five Cuts, 2015–2020 yılları arasında üretilmiş beş film üzerinden Türkiye ve yakın coğrafyanın toplumsal belleğine odaklanıyor. Program, dönemin ruh hâlini ve sosyokültürel dinamiklerini sinema üzerinden ele alırken, parçalı bir bellek haritası oluşturmayı amaçlıyor.

Nisan–Ekim ayları arasında düzenlenecek gösterimlere söyleşiler de eşlik ediyor.

Söyleşi: Senem Tüzen, Umut Tümay Arslan, Evrim Kaya

Gösterim: Ana Yurdu (2015, 94’)


Victoria Miro │ Etel Adnan, Milton Avery, Ilse D’hollander

14.03.2026 - 18.04.2026


Etel Adnan, Victoria Miro’da üçlü sergide yer alıyor.

Victoria Miro, Venedik’teki mekânında Looking Outwards to Look Inwards başlıklı yeni sergisini izleyiciyle buluşturuyor. 14 Mart – 18 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleşen sergi, Etel Adnan, Milton Avery ve Ilse D’Hollander’ın resimlerini bir araya getiriyor.

Farklı coğrafya ve kuşaklardan gelen üç sanatçıyı ortak bir zeminde buluşturan sergi, mekân algısı ve yolculuk deneyimlerinin resim diline nasıl dönüştüğünü ele alıyor. Her biri doğayı doğrudan gözlemlemekten ziyade, hafızada biriken izlenimleri stüdyo ortamında yeniden kurarak çalışmalarını üretmesiyle dikkat çekiyor.

Milton Avery için Amerika’nın doğu kıyısında geçen yaz ayları belirleyici bir kaynak oluştururken, Etel Adnan’ın pratiğinde Lübnan’daki çocukluk anıları ve 1950’lerde yerleştiği Kaliforniya’nın doğası öne çıkıyor. Ilse D’Hollander ise Doğu Flandre kırsalında yaptığı yürüyüş ve bisiklet rotalarını, daha sonra atölyesinde resimsel kompozisyonlara dönüştürüyor.



Etel Adnan, İsimsiz, 2017


‘Sakin, fırtınalı, yüce – soyut resimlerin manzara resimleriyle aynı terimlerle ne sıklıkla tanımlanabildiği oldukça ilgi çekici.’

– Christopher Riopelle


Sergide yer alan eserler 1950’lerden 1990’lara uzanırken, doğrudan açık havada üretilmemiş olmalarıyla da ortak bir yaklaşım sunuyor. Sanatçılar, deneyimledikleri manzaraları hafızaya taşıyarak; sadeleştirilmiş, zaman zaman geometrik ve yoğun renk alanlarıyla yeniden kurguluyor.

Sergiye eşlik eden metinde National Gallery küratörü Christopher Riopelle, peyzaj resminin soyuta giden yolda nasıl bir rol oynadığını ele alıyor. Ona göre, uzun süreli gözlem sonucunda doğa; biçim ve renk bloklarına ayrışarak soyut bir dile evriliyor.

Etel Adnan’ın pratiği, doğa ile kurduğu güçlü bağ üzerinden şekilleniyor. Sanatçı, resimlerinde yer, gökyüzü ve kozmosa dair algıyı renk ve form aracılığıyla ifade ederken, çalışmalarını çoğunlukla tek oturumda ve hafızaya dayalı olarak gerçekleştiriyor.



Thompson Gallery │ Sea Interludes Sergisi

Brita Granström ve Mick Manning’den Aldeburgh’da Özel Sergi

04.04.2026 - 19.04.2026


Thompson's Galleries, Paskalya hafta sonuna denk gelen özel bir programla sanatseverleri iki yönlü bir kutlamaya davet ediyor. Galeride açılan Sea Interludes sergisi, Brita Granström’ün yeni çalışmalarını bir araya getirirken, sanatçının eşi ve aynı zamanda sanatçı olan Mick Manning’i de ilk kez bu mekânda izleyiciyle buluşturuyor.

Yakın zamanda House & Garden dergisinde yer alan evlerinden ilhamla hazırlanan özel bir yerleştirme de sergiye eşlik ediyor. Bu kurgu, sanatçı çiftin üretim ortamını doğrudan deneyimleme imkânı sunuyor.

Deniz manzaraları ve iç mekân sahneleriyle tanınan Brita Granström, üretim sürecini büyük ölçüde Doğu kıyısındaki günlük yürüyüşlerinden besliyor. Gelgitlerin ritmi ve mevsimlerin değişimi, sanatçının çalışmalarına doğrudan yansıyor. Serginin adı ise Benjamin Britten’ın Suffolk’ta geçen Peter Grimes operasındaki “Sea Interludes” bölümüne gönderme yapıyor. Bu başlık, denizle kurulan kişisel ve şiirsel ilişkiyi resim ve yerleştirmeler aracılığıyla görünür kılıyor.



Brita Granström , A Parcel of Oystercatchers





Mick Manning, Sea Symphony



Sergide ayrıca sanatçı çiftin Berwick’teki evinden unsurlar da yer alıyor. St Jude's tasarımı duvar kâğıtları başta olmak üzere çeşitli objeler ve tekstil öğeleri, ziyaretçilere yaklaşık 30 yıllık ortak üretim pratiğinin geliştiği ortamı yakından hissettirmeyi amaçlıyor.

Mick Manning ise sergide, Kuzey Doğu kıyılarının doğası ve yaban hayatından beslenen eserleriyle yer alıyor. Bury St Edmunds doğumlu ve Haworth’ta büyüyen sanatçının işleri, Granström’ün deniz odaklı kompozisyonlarıyla birlikte kara, deniz ve yaşam alanı arasında güçlü bir diyalog kuruyor.

Granström’ün Thompson’s Galleries ile gerçekleştirdiği dördüncü sergi olma özelliğini taşıyan Sea Interludes, mekân, birliktelik ve sanatsal üretim üzerine samimi bir anlatı sunuyor.



YAPI KREDİ │ Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat

08.04.2026 - 29.11.2026


Cumhuriyet’in ilanından kısa bir süre sonra temelleri atılan Koç Topluluğu, 100. yılını “Yüzyılın İzleri” sergisiyle karşılıyor. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından hazırlanan sergi, topluluğun bir asra yayılan serüvenini kültür ve sanat odağında ele alarak, Türkiye’nin toplumsal ve kültürel dönüşümüyle birlikte okunabilecek bir çerçeve sunuyor.

1920’li yıllardan günümüze uzanan bir zaman çizelgesi üzerine kurulan sergi, Koç Topluluğu’nun yalnızca sanayi ve ticaret alanındaki gelişimini değil; aynı zamanda kültürel mirasın korunması, sanat üretiminin desteklenmesi ve müzecilik anlayışının gelişimindeki rolünü de görünür kılıyor.

Sergide; topluluğa bağlı kurumsal ve bireysel koleksiyonlardan seçilen sanat eserleri, objeler, arşiv belgeleri, efemera ve fotoğraflar bir araya getiriliyor. Mimariden tasarıma, arkeolojiden güncel sanata uzanan geniş bir yelpazede kurgulanan bu seçki, farklı disiplinler arasında ilişki kurarak çok katmanlı bir anlatı oluşturuyor. Bu yapı, hem kültürel belleğin izini sürmeyi hem de geçmiş ile bugün arasında güçlü bağlar kurmayı mümkün kılıyor.






Serginin ilham kaynakları arasında, Sadberk Koç’un tarihi eserleri koruma vizyonu, Ömer Koç’un koleksiyonculuğa yaklaşımı ve Rahmi M. Koç’un endüstriyel mirası kamusal bir değere dönüştüren müzecilik anlayışı yer alıyor. Bu yaklaşımlar, bireysel ilginin zamanla kurumsal bir hafızaya dönüşümünü ortaya koyuyor.

Sergiye ilham veren bir diğer nokta ise Ömer Koç’un koleksiyonculuğu “devâ nâ-pezir” —yani devâsı olmayan bir tutku— olarak tanımlaması. Bu yaklaşım, koleksiyonun yalnızca bir birikim değil, her sergilenişinde yeni anlamlar üreten canlı bir yapı olduğunu da gösteriyor.

Bir kutlama sergisi olmanın ötesine geçen “Yüzyılın İzleri”, özel girişimlerin sanatın gelişimi ve kurumsallaşmasındaki rolünü vurgularken; kültürel mirasın korunması, paylaşılması ve gelecek kuşaklara aktarılması yönündeki ortak sorumluluğu da öne çıkarıyor.



45. İstanbul Film Festivali


İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen, 9–19 Nisan 2026 tarihleri arasında sinema dünyasını İstanbul’da bir araya getiriyor. Festival; dünya sinemasının öne çıkan örneklerini, usta yönetmenleri ve yeni sesleri aynı çatı altında buluştururken, aynı zamanda üretim aşamasındaki projelere de güçlü bir destek zemini sunuyor.


Köprüde Buluşmalar 

14.04.2026 - 16.04.2026


Bu kapsamda festivalin endüstri ayağını oluşturan Köprüde Buluşmalar, 14–16 Nisan 2026 tarihleri arasında 21. kez düzenleniyor. Türkiye’den sinemacıları uluslararası yapımcılar, fon temsilcileri ve sektör profesyonelleriyle bir araya getiren platform, yeni projelerin gelişimine ve uluslararası ortak yapım olanaklarına katkı sağlamayı hedefliyor.








Film Geliştirme Platformu Başvuruları


Köprüde Buluşmalar kapsamında yer alan Film Geliştirme Platformu için başvurular açıldı. Platform; geliştirme aşamasındaki uzun metraj kurmaca ve belgesel projelere odaklanırken bu projelerin üretim süreçlerini güçlendirmeyi amaçlıyor.




Başvurular, tür ve tema çeşitliliğini gözeterek geniş bir yelpazeye açık tutuluyor. Belgeselden animasyona, korkudan çocuk ve komedi sinemasına kadar farklı türlerdeki projeler platforma davet ediliyor. Son başvuru tarihi ise 5 Aralık 2025 olarak belirlendi.


Seçilen projeler; uluslararası sektör profesyonelleriyle birebir görüşmeler, sunumlar ve çeşitli destek mekanizmaları aracılığıyla geliştirilirken, aynı zamanda ortak yapım fırsatlarına erişim imkânı buluyor.

45. İstanbul Film Festivali, bu yıl 127 uzun metrajlı ve 13 kısa filmden oluşan kapsamlı bir seçki sunuyor. Program; dünya prömiyerlerinden ödüllü yapımlara, kült filmlerden genç yönetmenlerin yeni işlerine kadar geniş bir sinema perspektifi ortaya koyuyor.

Ürününüz sepete eklendi

Sepete Git