Art Show 2026: Galerilerin Gözünden
İstanbul’da şehirle güçlü bir ilişki kurmayı hedefleyen dinamik bir platform olarak kurgulanan Art Show: Galeriler Buluşması 2026, 12–15 Şubat tarihleri arasında Yapı Kredi Özel Bankacılık ana sponsorluğunda sanat dünyasını yeniden bir araya getirdi. 28 galeriye ev sahipliği yapan Art Show, 2Plan Terminal – Etiler’de iki kata yayılan yaklaşık 3.500 metrekarelik alanda gerçekleşti. Ücretsiz olarak ziyaret edilebilen etkinlikte galeriler, programlarını kendi ürettikleri solo ve duo sunumlarla izleyiciyle buluşturdu. Biz de bu yılki edisyonun galeriler açısından nasıl geçtiğini katılımcılara sorduk.
/blog/151/0e7cec14ec4ffb29.jpg)
Bosfor Kurucusu Gökşen Buğra ile
Bu edisyon için sanatçınızı seçerken nelere dikkat ettiniz?
“Art Show 2026 edisyonu için oldukça kısıtlı bir süre içinde solo ya da duo bir sunum hazırlamamız gerekiyordu. Bu nedenle, hem bu edisyonu en iyi şekilde temsil edebilecek hem de işleri hazır olan bir isim olarak Işıl Kapu öne çıktı. Bütünlüklü bir sergi ve kürasyon yapabileceğimiz işlerin olanakları itibariyle Işıl Kapu’yu göstermek istedik. Aslında solo sergisini galeri için planlamıştık, ancak Art Show’u çok önemsedik ve burada sunmaya karar verdik.”
Art Show’un genel yaklaşımını ve galerilere sunduğu dengeli, eşitlikçi yapıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Bu bizim özlediğimiz, aradığımız bir şeydi. Türkiye’deki galeriler olarak bence rakip olmaktan öte, hepimiz iş arkadaşıyız. Bir çatı altında bir araya gelmemiz, kura ile yerlerin belirlenmesi ve finansal yaklaşımın da aynı eşitlikte yürütülmesi olağanüstü olumlu bir durum.”
Bir İzin Anatomisi’ni anlatır mısınız?
“Bir İzin Anatomisi, Işıl Kapu’nun yerleştirmesinin ve solo sunumunun ismi. Sanatçı, tarih öncesi dönemlerden ve çeşitli tarihî figürinlerden yola çıkarak, bu temaları günümüzün yeni malzemeleriyle yeniden yorumluyor. Bu noktada, o izlerin bugün nerelerde bulunabileceği sorusu öne çıkıyor. Aslında bu, bir izin peşine düşme ve onu arama hâli; sanatçının pratiğinin bütününe hâkim olan temel izlek de bu. Buradaki heykellerde ve iki boyutlu işlerde de, tarih öncesi figürlerin çağrışımlarının ve izlerinin yeniden yorumlanmasına tanıklık ediyoruz.”
/blog/151/abfadfaf2790974b.jpg)
GALERİST Sanatçı İlişkileri ve Satış Temsilcisi Selin Akın ile
Eserlerin mekân içindeki dizilimini nasıl kurguladınız? Biraz anlatabilir misiniz?
“Art Show’un ikinci edisyonunda, galerimizin sanatçıları Nuri Kuzucan ve Yusuf Sevinçli’yi bir araya getiriyoruz. Sunumumuzda Kuzucan’ın yeni çalışmalarından oluşan bir seçkinin yanı sıra, Sevinçli’nin hem yeni hem de önceki dönem üretimlerinden bir araya getirdiğimiz eserler yer alıyor. Bu iki sanatçıyı, sunduğumuz işlerde öne çıkan resimsellik ile doku ve mekânla kurdukları ilişki üzerinden bir araya getirdik. Fotoğraf ve resim, medyum olarak birbirinden oldukça farklı olsa da, bu birliktelikte bir armoni yakalamaya çalışıyoruz. Sevinçli’nin siyah-beyaz analog fotoğraf tekniği üzerinden ilerleyen yaklaşımı ile Kuzucan’ın boşluk, doluluk ve doku arayışı arasında çok güçlü bir bağ görüyoruz. Bu nedenle, bu iki sanatçının eserlerini bir arada sunmaya karar verdik.”
Art Show genel olarak sizin için nasıl geçiyor?
“Burada olmaktan çok memnunuz. Özellikle Art Show’un, galerilerin bir araya gelerek oluşturduğu bir inisiyatifin ürünü olması, ona çok verimli ve güçlü bir duruş kazandırıyor. Umarım uzun soluklu olur ve hepimizin bir araya gelerek bunu daha sık ve daha uzun sürelerde gerçekleştirebileceği bir ortam sağlar.”
/blog/151/80e9a96e2a98041f.jpg)
EVİN’in Direktörü Gizem Kâhya İyem ile
Bu sunum için sanatçıları ve eserleri seçerken hangi unsurları göz önünde bulundurdunuz?
“Cemile Çolak ve Hakan Gürsoytrak’ın sunumlarıyla yer aldığımız bu edisyonda, Gürsoytrak’ın gündelik hayatla kurduğu katmanlı figüratif dili ile Çolak’ın sezgisel ve düşsel anlatımı, izleyiciye iki farklı yaklaşımı aynı mekânda deneyimleme imkânı sunuyor. Bu birliktelik, hem sanatseverler hem de koleksiyonerler için yeni bağlamlar ve keşif alanları açan özel bir karşılaşma yaratıyor.
Farklı kuşaklardan sanatçıları aynı zeminde buluşturan, üretim pratikleri arasında diyalog kuran bir temsil anlayışıyla bu platformda yer alıyoruz. Cemile Çolak ve Hakan Gürsoytrak’ın
sunumları figüratif, politik, gerçekçi ve bir o kadar da masalsı bir anlatımı yan yana getiren bir karşılaşma alanı yaratıyor.
Güncel sanat ortamına katkımızı; sanatçılarımıza sürdürülebilir bir görünürlük sağlamak,
izleyiciyle doğrudan temas kurmak ve üretim süreçlerini paylaşmak üzerinden tanımlıyoruz.”
Art Show 2026’nın sinerjisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
“Bu tür platformlar yalnızca eserlerin sergilendiği değil; galerilerin, sanatçıların, koleksiyonerlerin ve sektör paydaşlarının bir araya gelerek düşünce alışverişinde bulunduğu, yeni bağlantıların kurulduğu canlı zeminler yaratıyor. Sosyal etkinliklerle desteklenen bu yapı, sektör içi diyaloğu daha doğal ve sürdürülebilir kılıyor.
EVİN olarak, bu yapının üretken karşılaşmalara, yeni iş birliklerine ve sanat ekosisteminin birlikte gelişmesine katkı sunduğuna inanıyoruz. Art Show’un bu anlamda sadece bir etkinlik değil, sektörel diyaloğu güçlendiren ortak bir alan yaratmasını kıymetli buluyoruz.”
/blog/151/113483d720bcd880.jpg)
Martch Art Project Galerisi Kurucu Direktörü Bahar Kızgut ile
Art Show genel olarak sizin için nasıl geçiyor? Nasıl tepkiler alıyorsunuz?
“Gelen tepkiler çok olumlu. Bu etkinlik, galericilerin bir araya gelerek oluşturduğu bir yapı ve biz bunu kolektif bir bilinçle gerçekleştiriyoruz. Bir aradalığı ön planda tutan, eşitlik temelli bir organizasyon. Bu nedenle koleksiyonerlerimiz ve izleyicilerimiz tarafından da büyük bir sempatiyle karşılanıyor.
Örneğin bu süreçte, herkesin eşit alana sahip olduğu ve yerlerin kura ile belirlendiği bir düzen kurduk. Bunlar bizim için çok önemli. Burayı bir fuardan çok bir etkinlik olarak tanımlamamızın nedenlerinden biri yerleşimlere verdiğimiz önem. Küratöryel bir yaklaşımla, galerimizdeki sanatçıları ve eserleri belirli bir seçki doğrultusunda sergiliyoruz. Bu yönüyle, bizim için son derece güzel ve anlamlı geçen bir etkinlik oluyor.”
Bu sunum için sanatçıları ve eserleri seçerken hangi unsurları göz önünde bulundurdunuz?
“Bu edisyonda Fırat İtmeç ve Merve Morkoç’u eş zamanlı olarak sergiliyoruz; yani bir duo sunum gerçekleştirdik. İki sanatçının üretim dilleri ve sanatsal yaklaşımları birbirine oldukça yakın. Bu nedenle, aralarındaki bu diyaloğun güçlü bir bütünlük oluşturacağını düşündük ve seçkimizi bu doğrultuda şekillendirdik.”
/blog/151/c3a6f9c0628d7e41.jpg)
Fırat İtmeç, “At”, TÜYB, 140 x 110
/blog/151/df4fa7b297af25aa.jpg)
Fırat İtmeç, “Artiste de la mort”, 2023, 35 x 40
Sanatorium Koleksiyoner İlişkileri Sorumlusu Özhan Kakış ile
Sanatorium için Art Show nasıl geçiyor?
“Aslında Art Show’un bu yılki edisyonu bizim için beklediğimizden de iyi geçiyor. Galerilerin bir araya gelerek hayata geçirdiği bu oluşumun, dernek çatısı altında gerçekleşmesi ve tüm galerilerin gerçekten elini taşın altına koyarak sürece katkı sağlaması, oldukça verimli bir sonuç ortaya çıkardı. Bu yılki mekân değişikliği de fuara yeni bir soluk getirdi. Daha merkezi bir noktaya taşınması, katılımcı profilini de doğal olarak etkiledi; çünkü artık çok daha ulaşılabilir bir konumda. Bu bizim için çok önemli. Sanatı her yerde üretmeye ve göstermeye çalışıyoruz, ancak bunu yaparken yalnızca koleksiyonerleri, sanatçıları ve galericileri değil, genel izleyiciyi de önemsiyoruz. Bu nedenle fuarın merkezi bir konumda gerçekleşmesi, daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşılmasını sağlıyor ve bu da bizi ayrıca mutlu ediyor.
Genel olarak talep oldukça iyi ve izleyicilerden aldığımız geri bildirimler de çok olumlu. Sergilemelerden duyulan memnuniyet bizi sevindiriyor. Bu yıl Art Show için belirlenen çerçeve, katılımcı galerilerin solo veya duo booth’larla yer almasıydı ve bu yaklaşım gerçekten güçlü bir seçki ortaya çıkardı. Her galeri standına büyük bir özen göstermiş, üzerine düşünülmüş sunumlar hazırlamış. Bu yönüyle, evet burası bir fuar; ancak buna rağmen çok nitelikli seçkilerle karşılaşıyoruz. Bir “panayır yeri” hissi yerine, her biri küratöryel olarak düşünülmüş, özel olarak seçilmiş işleri bir arada görmek büyük bir avantaj. Bu durum galericiler için de çok kıymetli; çünkü diğer galerilerin üretimlerini deneyimleme ve iyi seçkilerden ilham alma imkânı sunuyor. Genel olarak bu nedenle çok mutluyum. Sanatorium olarak da şu anda aldığımız ilgiden ve talepten son derece memnunuz.”
“Bu edisyon için sanatçınızı seçerken hangi kriterleri göz önünde bulundurdunuz?”
“Bu bizim için oldukça kritik bir konu. Çünkü Sanatorium’da sanatçılarımızla gerçekleştirdiğimiz solo sergiler genellikle dört yılda bir gerçekleşiyor. Bu süre bazıları için uzun görünebilir, ancak biz bunun sanatçının üretim süreci açısından en ideal zaman aralığı olduğuna inanıyoruz. Öte yandan, bu dört yıllık süreçte sanatçının görünürlük açısından bir boşlukta kalmaması için, özellikle bu tür platformlarda solo booth’larla yer almayı tercih ediyoruz. Yani fuar katılımında böyle bir zorunluluk olmasa bile, çoğunlukla solo sunum yapıyoruz.
Bu edisyonda da aynı yaklaşımı benimsedik. Yunus Emre Erdoğan’ın iki solo sergisi arasındaki tam orta noktaya denk gelen bir zamandayız. Seçkiyi de bu doğrultuda hazırladık. Buradaki sunum, sanatçının son solo sergisinden bazı işleri ile yeni üretmeye başladığı serileri bir araya getiriyor. Bu anlamda bir köprü niteliği taşıyor, dolayısıyla sanatçının pratiğini takip edenler için bir ön gösterim işlevi görüyor. Art Show için sanatçı seçimini yaparken özellikle bu sürekliliği ve geçiş anını gözeterek hareket ettik.”
/blog/151/519efe8b4db68dd0.jpg)
Yunus Emre Erdoğan, İsimsiz, 2026 Yunus Emre Erdoğan, İsimsiz,
Otomatik Soyut Serisi, kağıt üzerine füzen, 90,5 x 72 2023, kağıt üzerine füzen, 98,5 x 89
/blog/151/9c7cf6f94b0e22ce.jpg)
Versus Art Project Kurucu Ortağı Mert Ünsal ile
Art Show 2026 etkinliği hakkında ne düşünüyorsunuz, genel olarak sizin için nasıl geçiyor?
“Hepimiz, otuzar metrekarelik ve on dört metre genişliğinde duvarlara sahip alanlarda, kura ile belirlenen demokratik bir yerleşim düzeni içinde yer alıyoruz. Kimi galeriler üst katta, kimileri alt katta konumlanıyor; yani spesifik olarak belirli bir alanı seçtiğimiz bir durum söz konusu değil. Bu durum, galeriler arasındaki dayanışmanın bir sonucu. Herkesin, herhangi bir sorun yaşamadan, mümkün olan en makul şekilde bir araya gelmeye çalıştığı bir yapı. Ortak hedefleri paylaşmak ve mevcut koşulları birlikte güçlendirmek adına önemli bir birliktelik olduğunu düşünüyorum.
Bu sergi özelinde ise, her ne kadar dört günlük, fuar benzeri bir etkinlik gibi görünse de, aslında galericilerin bir araya gelişini vurgulayan bir buluşma niteliği taşıyor. Ayrıca ilk kez bu kadar merkezi bir noktada gerçekleşmesi de bizim için önemliydi. Bu nedenle genç bir sanatçıyla katılmanın ve onu buradaki izleyiciyle buluşturmanın doğru olacağını düşündük ve solo bir sunum yapma kararı aldık.
Sunumda, sanatçının son dönem işleri ile bu fuar için ürettiği çalışmalarını, kronolojik bir anlatı çerçevesinde bir araya getiriyoruz. Böylece son üç–beş yıllık üretimini kapsayan, aynı zamanda daha önceki dönemlere de referanslar içeren bir seçki oluşturmayı amaçladık. Amacımız, sanatçının neyle ilgilendiğine, hangi meseleler üzerine düşündüğüne ve üretim disiplinine dair izleyiciye güçlü bir referans sunabilmekti. Bunu da belli ölçüde başardığımızı düşünüyoruz.”
/blog/151/0cd910fd06deb01e.jpg)
Ömer Pekin, A Captured Moment, 2025