Sanat Haberleri
Yerebasan Venedik Mimarlık Bienali'nde
Dünyanın önde gelen mimarlık etkinliklerinden Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi bu yıl 10 Mayıs Cumartesi günü kapılarını açıyor. Koordinasyonunu İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın (İKSV) üstlendiği Türkiye Pavyonu'nda Ceren Erdem ve Bilge Kalfa'nın küratörlüğündeki Yerebasan başlıklı proje yer alacak. Yerebasan projesi, toprağın duyusal ve döngüsel yapısından ilham alarak, sürdürülebilir ve çevreyle uyumlu yaşam biçimlerini mimarlığın odağına taşıyor. Küratörler Ceren Erdem ve Bilge Kalfa, ziyaretçilerini insanın doğayla olan ilişkisini yeniden düşünmeye davet ederken toprağın derinliklerini keşfetmeye çağırıyor. Hüseyin Aksoy, Michael Akstaller, E. Füsun Alioğlu & Senem Akçay, Ali Mahmut Demirel, Sinem Dişli, Yelda Gin, Ali Miharbi, Özgül Öztürk, Serkan Taycan ve Orkan Telhan sergiye bireysel katkı sunarken, Atelier FY, Bire-Pan, Common Action Walls, Herkes İçin Mimarlık & Poçolana Works, Mono Earth, Ozruh, Rec II, ReYard House, Solidified ve Yalın Mimarlık ise sergiye ekip olarak katkı veriyor. Projede, küratörlerin yaptığı açık çağrıya gelen 120 başvuru arasından belirlenen 18 projenin yer aldığı bir seçkiye de gazete formunda yer veriliyor. Yerebasan; toprağı, serginin merkezine yerleştirerek onun medeniyetler, ekosistemler ve sürdürülebilir bir yaşam için taşıdığı zekayı ve önemi vurguluyor. Sergi, toprağın dokusunun, kokusunun ve sesinin deneyimlenebileceği, toprağı çok farklı açılardan ele alan sanat eserleri ve mimarlık projeleriyle çevrili bir alan olarak tasarlandı. Yerebasan, aynı zamanda, mimarlığın ilişki ağlarını yeniden düşünmeyi ve bu ağlarda iklimi, coğrafyayı, canlılığı ve döngüselliği önceliklendirmeyi amaçlıyor. Sergi, yapılaşma ve inşaat gibi faaliyetlerin çevresel etkilerini tartışmaya açarak geleceğe dönük iyimser öneriler de sunuyor; Türkiye'nin kültürel mirasına, arkeolojik alanlarına ve sürdürülebilir yapı tekniklerine ışık tutuyor. Sergide bu yerel teknikler yeni teknolojiler ışığında tekrar değerlendirilirken doğaya ve kültüre saygılı, yerebasan bir mimarinin mümkün ve uygulanabilir olduğunun altı çiziliyor.
Ömer M. Koç bir kez daha İKSV Mütevelliler Kurulu Başkanı
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Mütevelliler Kurulu'nun 22 Nisan 2025 tarihli toplantısında önemli bir yönetim değişikliği yapıldı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, 2022 yılından bu yana sürdürdüğü İKSV Mütevelliler Kurulu Başkanlığı görevine yeniden seçildi. Bu karar, toplantıya katılan tüm üyelerin oybirliğiyle alındı. Ömer M. Koç, bu görevini önümüzdeki üç yıl boyunca sürdürecek. Toplantıda, İKSV Mütevelliler Kurulu Başkan Yardımcılığı görevine ise Organik Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Simone Kaslowski seçildi. Kaslowski, görevine oybirliğiyle atanarak İKSV'nin kültür sanat alanındaki vizyonuna katkı sağlama yolunda önemli bir sorumluluk üstlendi. İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın Yönetim Kurulu, kurucu sponsor olan Eczacıbaşı Topluluğu'nun Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı başkanlığında faaliyetlerine devam ediyor.
Temür Köran yirmi üçüncü kişisel sergisi ile EVİN'de
EVİN, 26 Nisan - 21 Haziran 2025 tarihleri arasında, çağdaş resmin önde gelen isimlerinden Temür Köran'ın Sezgiler ve İzler başlıklı yirmi üçüncü kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Son dönemde hafızasındaki tortuların izinden giderek sezgisel bir yaratım sürecini benimseyen Köran, geçmiş pratiklerini ve sanat tarihinden onu etkileyen unsurları yeni biçimlerle ele aldığı yapıtlar üretiyor. Sanatçı, görmenin, yalnızca pasif bir algı olmadığını, aksine düşünsel bir eylem olduğunu vurgulayarak görünen ile hatırlanan, somut ile soyut, bireysel ile kolektif hafıza arasındaki etkileşimi konu ediniyor. Köran, hakikât ile hafızamızda kalanlar arasındaki karmaşık ilişkiyi sezgileri yoluyla keşfetmeye çalışırken kendi öznel deneyiminden besleniyor. Sezgiler ve İzler sergisindeki yapıtlar çok katmanlı ve dışavurumcu bir yaratım sürecinin içsel dinamiklerini yansıtıyor. Hem bireysel hem de toplumsal olarak sıklıkla çıkmazda hissettiğimiz, felaketlerle dolu bir çağa tanıklık eden sanatçı, beslediği duyarlılığı sanatsal ifadesine yansıtıyor. Bugüne kadar bine yakın yapıtı yaklaşık üç yüz özel koleksiyona giren Köran'ın yapıtları, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ile İstanbul Modern gibi müzelerin kalıcı koleksiyonlarının yanı sıra birçok kurumsal koleksiyonda da yer almaktadır.
Depo Wasseem Ahmad Siddiqui'yi ağırlıyor
Depo, 6 Mayıs – 12 Temmuz tarihleri arasında Waseem Ahmad Siddiqui'nin …Şimdi! (Evinizde kalabilir miyim?) isimli kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. …Şimdi! (Evinizde kalabilir miyim?) zamanın inceliklerine, yerinden edilmeye ve bu iki olgunun tekrar eden süreksizliklerinde umudun rolüne odaklanıyor. Waseem Ahmad Siddiqui'nin bir deneme olarak da nitelendirdiği sergisi, ziyaretçisiyle samimi bir karşılaşma ve birliktelik arayışından yola çıkıyor. Yerinden edilme kaygısı yalnızca mekânı mı ilgilendirir, yoksa aynı zamanda bir ölçek sorunu mudur? Bu kaygı, evinde olmayanların kişisel deneyimleri üzerinde nasıl bir etkiye sahiptir? Waseem Ahmad Siddiqui, ağırlıkla ses kayıtları, metin ve çizimlerinden oluşan bu sergide, öncelikle kendi hafızasından başlayarak, Walter Benjamin'in "şimdinin zamanını" (Jetztzeit) ele alıyor. Siddiqui bu denemesinde yer değiştirmeye sadece mekânsal değil, aynı zamanda zamansal bir kesinti olarak yaklaşırken, belirsizlik karşısında bir tür direnç kaynağı olarak gördüğü "hayal kırıklığına uğramış umudu" çeşitli malzeme ve ölçeklerde araştırıyor.
Işık ve Karanlık Tarihi Hüsrev Kethüda Hamamı'nda
Burcu Ünlü, "Işık ve Karanlık" adlı ikinci kişisel sergisiyle, 7-19 Mayıs 2025 tarihleri arasında Tarihi Hüsrev Kethüda Hamamı'nda sanatseverlerle buluşuyor. Yeşim Emanetoğlu küratörlüğündeki sergi kapsamında sanatçı her birimizin bir diğerinin aynası olduğu bu dünyada, resimleriyle ışığını yansıtmayı ve çoğaltmayı amaçlıyor. "Işığın en parlak hali, karanlığın en derininde saklıdır." Sanatçı Burcu Ünlü'nün ikinci kişisel sergisi "Işık ve Karanlık", izleyicisini bu karşıtlığın büyüsüne davet ediyor. Burcu Ünlü, ışığımızın yansıması için karanlığımızın da varlığını kabul etmenin gücünü hatırlatarak "Işık ve Karanlık" temaları ile yarattığı yeni eserleriyle sanat yolcuğuna devam ediyor. "Işık ve Karanlık" sadece bir tema değil, yaşamın ta kendisidir. Her ışığın bir gölgesi, her gölgenin bir anlamı vardır. Ünlü'nün eserleri, bu karşıtlıkların birbirini nasıl tamamladığını, bir bütün hâline geldiğinde nasıl bir denge sunduğunu gözler önüne seriyor.
Jak İhmalayan'ın işleri gün yüzüne çıkıyor
Dirimart, sanatçı mirasını temsil etmeye başladığı altıncı sanatçısı Jak İhmalyan'ın, galerideki ilk sergisini duyurdu. 19 Nisan–18 Mayıs 2025 tarihleri arasında Dirimart Pera'da izleyiciyle buluşacak Jak İhmalyan, sanatçının yüze yakın tablo ve desenini bir araya getirerek ressamın pratiğine kapsamlı bir bakış sunarken, eserlerini geniş bir izleyici topluluğu ile buluşturmayı amaçlıyor. 1922'de İstanbul'da doğan İhmalyan, sanat eğitimine Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki ilk hocalık döneminde başlar ve Türkiye modern sanat tarihinde bir dönüm noktası olan 1941 tarihli Liman Sergisi'ne katılır. 1949 yılında politik nedenlerle yurtdışına çıkmak zorunda kalan sanatçı, Beyrut, Varşova, Pekin ve Moskova'da yaşar; Abidin Dino, Nâzım Hikmet ve Ara Güler gibi dostları aracılığıyla Türkiye'yle olan bağını yaşamı boyunca korur. Sergide yer alan ve 1968–1978 yılları arasında üretilmiş eserler, kronolojik bir sıralamadan bağımsız, sekiz ayrı tematik grup altında sergileniyor. Sokak hayatı, natürmortlar, portreler, sirk temaları ve soyutlamaya yaklaşan kompozisyonlar gibi konular üzerinden sanatçının figüratif dili, renk alanları, Anadolu motifleri ve kendine has üslubu izleyiciye sunuluyor. Türkiye sanat tarihi yazınında etnik ya da dini köken bazlı kategorileştirmeler sonucunda gerektiği şekilde anılmayan Jak İhmalyan, yeniden keşfedilmeyi bekleyen pek çok sanatçıdan biri. Çok sayıda eserin bir araya geldiği bu geniş kapsamlı seçki ve sergi sırasında yayımlanacak sanatçı monografisiyle, sanatçının yaşamı ve üretim pratiğine dair yeni sorulara ve merak alanlarına kapı aralanması hedefleniyor. Jak İhmalyan sergisi, 18 Mayıs 2025 tarihine kadar Dirimart Pera'da ziyaret edilebilir. Galerinin açık olduğu her gün saat 17.00'de gerçekleşecek ücretsiz rehberli turlar, ziyaretçilere sergiyi daha derinlikli deneyimleme fırsatı veriyor.
John Amleder ilk defa Türkiye'de
Dirimart, John Armleder'in Türkiye'deki ilk sergisi HEPHİÇ'i duyurdu. 24 Nisan–25 Mayıs 2025 tarihleri arasında Dirimart Dolapdere'de gerçekleşecek sergi, sanatçının ikonik Mobilya Heykelleri, kâğıt işleri ve sergiye özel olarak ürettiği dökmeyayma resimlerinden oluşan geniş bir seçkiyi bir araya getiriyor. 1960'lardaki Fluxus hareketinin paralelinde Cenevre merkezli Groupe Ecart'ın kurucularından olan Armleder, pratiği boyunca resim, heykel, yerleştirme ve performans aracılığıyla sanatın geleneksel sınırlarına meydan okur. Besteci John Cage'den ilhamla üretim sürecine şans ve deneyselliği dahil ederken, buluntu nesneleri canlı renk katmanları ve yansıtıcı yüzeylerle bir araya getirerek estetik normlara dair algıları sorgulayan ortamlar yaratır. Serginin başlığı HEPHİÇ, Armleder'in sıklıkla benimsediği esrarengiz yaklaşımına uygun olarak katmanlı bir anlam ve kasıtlı bir belirsizlik taşıyor. HEPHİÇ, estetik değerlerin süreklilik içinde yeniden yorumlanışını, kalıcılığa dair alaycı bir ifadeyi ya da sanatsal fikirlerin döngüsel doğasını aynı zamanda içinde barındırıyor. HEPHİÇ, John Armleder'in geniş, mizahi ve deneysel pratiğine açılan bir davet sunarken sanatçının çağdaş sanat üzerindeki kalıcı etkisini bir kez daha ortaya koyuyor. Sergide, sanatçının 1960'lardan 1983'e uzanan dönemde mürekkep, suluboya, guaj, akrilik, yağlıboya ve kolaj gibi farklı malzemelerle ürettiği 31 kâğıt işi; kendiliğindenlik, şans ve Fluxus ideallerine duyduğu bağlılığı yansıtan 10 metrelik anıtsal resmi; sanatçının nokta resimleri, dökme-yayma diptikleri ve Mobilya Heykelleri; Armleder'in sergi için özel olarak ürettiği iki yeni heykeli ve İstanbul'da geçirdiği süre boyunca üreteceği mekâna özgü yerleştirmesi yer alıyor. John Armleder'in yaklaşık altmış yıllık sanatsal yolculuğunu kapsayan seçkisiyle HEPHİÇ, izleyicileri zaman ve mekânda şans, form ve anlamın kesişimleri üzerine düşünmeye davet ediyor. HEPHİÇ, 24 Nisan–25 Mayıs 2025 tarihleri arasında Dirimart Dolapdere'de ziyaret edilebilir.
Rothko tahrip edildi!
Mark Rothko'nun Rotterdam'daki Boijmans Van Beuningen Müzesi'nde sergilenen önemli bir tablosu, bir çocuk tarafından "küçük çizikler" atılarak tahrip edildi. Olay, Gri, Turuncu ve Bordo, No. 8 (1960) adlı eserin ana müzenin yanında bulunan ve halka açık bir depo olan Depo'da sergilendiği sırada meydana geldi. Müzeden yapılan açıklamada tablonun yüzeysel bir hasara uğradığı ve bunun sonucunda tablonun alt kısmındaki cilasız boya tabakasında çizikler görüldüğü teyit edildi. "Şu anda tablonun onarımı için bir sonraki adımları araştırıyoruz. Eserin gelecekte tekrar sergilenebileceğini umuyoruz" diyen müze, Hollanda'da ve yurtdışında konservasyon uzmanları arandığını doğruladı. Eserin onarım ve konservasyon masraflarını kimin karşılayacağı belli değil ancak açıklamada şu ifadeler yer alıyor "Boijmans Van Beuningen Müzesi, tablonun değeri, tablonun konservasyonu ile ilgili olası maliyetler veya bu konunun daha sonraki ele alınışı hakkında hiçbir bilgi vermemektedir. Hasarın görüntüleri dağıtılmayacaktır."